Çağdaş Sanatta Fotogerçekçilik ve Metropol
Foto-gerçekçi üslubun tarihsel geleneklerine (kent ve metropol yaşamının geçtiği konulara) bağlı kalmaya çalışarak, tıpkı Richard Estes ve diğer Foto-Realistler gibi tuval üzerine yağlı boya tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte gelişen çağdaş boya teknolojisinin kazandırdığı fırsatlardan biri olarak akrilik boyalar, uygulama çalışmalarındaki bazı tuvaller de kullanılmıştır.
İçerik olarak ise; ne Pop sanatçılar gibi ne de bazı Foto-Realist ressamlar gibi gündelik olanın bayağılı üzerinde vurgulama yapılmamıştır. Yerine, kentin popüler kültürü içerisindeki mitolojinin: motorsikletler, restoranlar, barlar, otomobiller, neon tabelalardan oluşan görüntüler kullanılmıştır.

Metropol ve İtfaiye
Tabloda yer alan metalik parçaların (itfaiyenin üst aksamıve jantları, yangın merdivenleri, trafik levhaları…) bulunduğu alanlar soğuk gri tonlamalarla ve itfaiyenin ve diğer çevredeki (tıpkı Estes’in resimlerinde olduğu gibi) kirden arınmış olarak steril bir ortamı yansıtmaktadır. Ron Kleemann’ın foto-gerçekçi resimlerinin birçoğunda itfaiye arabaları, kamyonlar ve yarış arabaları kullandığını biliyoruz. Nitekim uygulama çalışmasındaki kompozisyonda da benzer bir yaklaşımın sergilenmesine çalışılmıştır. Kleemann’ın resimlerinde formal grafiti dediği isimler, kelimeler, logolar ve çıkartmalarla kaplıdır ve resimlediği yarış arabaları vasıtasıyla izleyiciye her şeyin, her yerde bir etiket veya işaret taşıdığı iddiasını fark ettirmeye çalışmaktadır. İşte bu nedenle Metropol ve İtfaiye çalışmasında Squad 18, One Way, Perry ST, No Trucks Light Local Deliveries, F. D. N. Y. ve benzeri tabela işaretlerinin kompozisyon içerisindeki dağılımı ve kent kullanımındaki işlevsel noktalardaki varlığı tıpkı Kleemann’ın resimlerinde olduğu gibi her şeyin bir işaret değeri taşıdığını gösterir.
Resimde fotoğraftan alınmış bir estantene görünüm tuvale yansıtılmıştır. Dolayısıyla resmin bütününden ziyade bir atmosferi vardır. Aslında bu anlık kadraj sorunsalının fotoğrafın icadıyla beraber izlenimci sanatta da yansımalarını görmekteyiz. Yaşlı adamın karşıdan karşıya geçişi, arkadan görünen şemsiyeli kadının vücudunun yarısından kesim alınması ve itfaiye arabasının kadrajdan çıkması neticesinde caddedeki konumu adeta dondurulmuş bir sekansı ifade etmektedir. Ancak bu dondurulmuş karede asla fütüristik hız kavramı mevcut değildir. Çünkü incelediğimiz birçok foto-gerçekçi resimde de fütüristik devinim görünmemektedir. Kuşkusuz teknik olarak da mümkün olmadığı sürece, ne yavaş hareket (slow-motion) ya da hızlı hareket (fast-motion ) resmedilmemiştir. İtfaiye resmine bakarken çeşitli boruların, çubukların ve trafik tabelalarının karmaşıklığın kendisine soyut bir resmi çağrıştırdığını fakat ışığın krom yüzeyler üzerindeki oyunlarının kendisini büyülediğini ve bir yandan da ışığı, şekilleri ve metali algılayışını değiştirdiğini gözlemlemekteyiz. Her türlü parlak krom yüzeyi, çelik, plastik, düz cam ışığı değişik şekilde yansıtılmıştır. Bu değişiklik, yansıyan ışık türü ve çevresi sayesinde renk ve değerde de çeşitlilik gösterir. Fotoğraf makinesi, bu yansımaları zamanın donmuş bir anı olarak kaydeder, onu kendi kanunlarına göre yorumlar.

New York Harbor
George Nolfi’nin yönetmenliğini yaptığı The Adjustment Brueau adlı 2011 yapımı filmde geçen sahnelerden birini görmekteyiz. Burada yakın planda sırtı dönük bir adam sol tarafa bakarken hemen onun karşısında yer alan sırtını kolona yaslamış tek ayak üzerinde kitap okurken betimlenmiştir ve onun ardında taksi için elini kaldıran uzakta ki bir figüre doğru bir linear koridor oluşturmuştur. Buna göre çok yakından çok uzaklara kadar nesneler ve figürler arasındaki zaman-mekansal yaklaşım ve uzaklaşım sağlanmış oldu. Çünkü bir nesneyi uzam içinde görmek, onu bağlam içinde görmek demektir.
Nesneyi görmek, nesnenin kendi özelliklerini, ortamının, gözlemcinin ona dayattığı özelliklerden ayırmak demektir. Kısacası görmek tıpkı bu foto-realist çalışmada olduğu gibi; ilişki içinde görmek anlamına gelir. Tüm bu gördüğümüz ilişkiler kompozisyonu simetrik bir yapının tuzağından korumaktadır. Resmin ufuk çizğisine tekamül eden sarı taksilerin flu görünümleri resmin tek hareket algısımı doğuran noktayı belirlemektedir. Resmin sol köşesindeki son derece dar bir açıdan alğılanan stop levhası resmin mavi tonlarıyla bi ilişki içerisine girmektedir. Benzer biçimde foto-realist ressamlardan Robert Cottingham da da bu benzer özellik görülmektedir. Tabelaların sağ ya da sol, üst ya da alt kompozisyon kadrajlarından taşması yeni bir gelenek değildir aslında bunu çok eski ustaların yapıtlarında dahi görebiliriz örneğin 16. Yüzyılda İtalyan usta caravaggio’nun tenebrist tekniğindeki çalışmalarından biri olan Aziz Thomas’ın kuşkusu’nda da bu görülebilir. Ancak gerçek ve en yakın benzerliği izlenimci sanatın resmedeceği konuyu kadrajlama anlayışında buluruz. Ressamların dünyayı yeni bir gözle görmesine yardımcı olan fotoğraf makinesini gelişimi olmasaydı belki de beklenmedik açılardan çekilmiş raslantılsal görünümlerin güzelliği asla bulgulanamayacaktı. Eskiden fotoğraf için uzun duruşlar gerekiyordu ve fotoğrafını çektirmek isteyen herkes uzun süre kımıldamadan durabilmek için katı bir tavır içerisine girmek zorunda kalıyordu.onuç olarak New York Harbor resmi, fotoğrafın raslantısal bir görünüm yakalama avantajı ve olanakları kullanılarak kompoze edilmiştir. Bunu resmin arka planındaki hareket bulanıklığı ile en ön plandaki nesnelerin keskin ve netleştirlmiş görünümü arasındaki karşıtlıktan kavrayabiliriz.

Metropolitan
Resim, New York şehrinin Manhattan bölgesindeki Times Meydanı’nın (Square) en popüler açıdan çekilmiş fotoğraflarından biri üzerinden çalışılmıştır. Bu çalışmada sarı taksi foto-gerçekçi teknikte çalışılmıştır. Ancak arka plandaki yoğun kalabalık ve iki linear sokak açısı, soğuk gri renk ve tonlamalarla boyanarak grafik bir etkiye kavuşturulmuştur. Bu nedenle bu resimde karma bir teknik uygulanmıştır. Kısacası hem foto-gerçekçi teknik, hem de grafik art-form etkileri teknik olarak birlikte kompoze edilmiştir. Fakat tüm proje çalışmalarının geneli düşünüldüğünde söz konusu çalışma tekil bir nitelik göstermektedir. Resmin merkezinde ve arka planda yer alan sütun biçiminde yükselen bina yüzeyi; Times Meydanı’nın en dikkat çekici açısına sahip olduğundan, tüm sosyal kutlamalarda bir geriye sayım niteliğinde hem bir saat kulesi işlevini yerine getirirken aynı zamanda tüketim kültürünün en başat ürünlerinin sergilendiği popüler bir iletişim mekanıdır. Dolayısıyla Times Meydanı çağdaş yaşamın ve sanatın unutulmaz bir ikonudur. Bu nedenle foto-gerçekçi sanatçıların oldukça rağbet ettikleri ve hemen hemen aynı açıdan yapılmış birçok örneğe sahip olduğuınu söyleyebiliriz.
1960’lı yıllardan bu yana New York Times Meydanı ve bahsettiğimiz çevresinin birçok versiyonundan elde ettiğimiz bir tespite göre; foto-gerçekçi yapıtlar sayesinde meydanın (ve dolayısıyla kentin mazisi hakkında) tarihsel dönüşümü ve modernizasyonu konusunda bilgi sahibi olmaktayız. Örnek verebilirsek; Richard Estes, Robert Cottingham ve Robert Gniewek’ın çalışmaları Times Square Meydanı’nın mevsimsel ve hatta saat olarak zamansal konumunu dahi yansıtmaktadırlar. Özellikle Gneiwek’in çalışmaları arasında yer alan Times Meydanı’nın gece neon ışıklarla yıkandığı caddelerinin asfalta yansıyan reflektif ışık huzmelerinin yarattığı atmosferik ustalık görülmeye değer bir başyapıtın niteliklerine sahiptir. Ayrıca Richard Estes’in resimlerinde de olduğu gibi konu; Metroplitan resminde, kent ve meydan görünümlerinden, geniş bulvarların caddelerle kesişen noktaları, kısa süreli park alanları, taksiler, reklam panoları, telefon kabinleri gibi hem iletişim hem de ulaşım göstergelerinin yanısıra tüketim toplumunun özelliklerini yansıtan öğelerin yer almasına çalışıldığını söyleyebiliriz. Son olarak diyebiliriz ki; New York kentinin keskin hatlı gökdelenleri ve Time Square Meydanı’nın yoğun kalabalığı Metropolitan adlı çalışmada diğer foto-gerçekçi külliyat içerisindeki biçimsel paralelliklerinin oluşturulmaya çalışıldığını söyleyebiliriz.

Yeşil Volkswagen
Foto-gerçekçi sanatçıların resimlerde tren, metro, otomobil, kamyon, kamyonet, motorsiklet, yarış arabaları ve benzeri açarlar kullanılmasını ötesinde hizmet açısından yaşamımızda her zaman karşılaştığımız itfaiye, ambulans, taksi, polis arabaları, iş makinaları, uçaklar, gemiler ve benzeri kamusal kullanım amaçlı araçlar foto-gerçekçi resim alanında sıklıkla resmedilen konular arasındadır. Modernizm yaşamın getirisi olarak foto-gerçekçi sanatta söz konusu araçlar asla hareket halinde tasvir edilmemesine rağmen, her zaman hareket edecekmiş gibi bir algıyı da içinde barındırmaktadır.
Yeşil Volswagen adlı esere yakından bakıldığında fırça izleri belirgindir, ancak iki üç adım gerileyerek uzaktan bakıldığında görülen keskin, temiz foto-grafik bir görüntüdür. Aslında bu algılama süreci ya da yanılsama durumu temel anlamda büyük ustaların resimlerindeki fırça oyunlarında da vardır. Bu fırça oyunlarına 16. yüzyılda Velazquez’in yapıtlarında daha kesin bir örnekleme olarak Camon Aznar, İnstantizm olarak, söz konusu yanılsamayı isimlendirir. Velazquez’in resimlerindeki instantizm resme yakından bakıldığında fırça izleri ve boya katrmanları görülürken resimden uzaklaşıldığında bu sefer tam tersi olarak fırça izleri ve boya katmanlarının parlak, keskin, belirgin, hacimli ve ışık-gölge oyunlarının birden ortaya çıktığı foto-grafik derecede gerçekçi bir atmosferin yakalandığı görülmektedir. Dolayısıyla böylesi geçmiş yüz yıllara tekabül eden bir tekniğin ister istemez devamlılığı kendiliğinden süregelecektir. Nitekim burada da benzer bir algılıma sürprizi ile karşılaşıldığını görebiliriz.
Foto-gerçekçi sanatın geçmiş yapıtlarına baktığımızda görebiliriz ki, Amerikan endüstrisinin ürettiği devasa boyutlardaki geniş Amerikan arabalarında her türlü parlak krom yüzeyler, boyalı kaportalar ve onların üzerine yansıyan imgeler benzer algılama süreçlerini izleyiciye yaşatırlar. Söz konusu arabaların nikelajlı ve metalik yüzeylerine düşen ve yansıyan düzlemlerle birlikte aynalar, bombeli oto camlarından kırılarak ya da yassılarak gelen yansımalar, gerçekçi bir atmosferin yaratılmasında olmazsa olmaz bir kural olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Blackwell ya da Kleemann ve yahut Goings’in çalışmalarında da olduğu gibi, yansıyan ışık türü ve yoğunluğunun yarattığı çevresel faktörler sayesinde renk ve değerlerdeki yansılamalı tonlardaki zengin çeşitlilik göstermektedir ki, yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu üzere Yeşil Volkswagen tüm bu özellikleri içerisinde barındırmaktadır. Özellikle Don Eddy’nin Yeşil Volkswagen adlı eserinden yola çıkılarak yapılan bu eser-çalışması, elbetteki üstadın yüksek tekniğini kazanma açısıdan bir cesur girişim olarak takdir edilmelidir.

Metro
Metro, adlı çalışma tipik olarak Amerikan film endüstrisinde sıklıkla kullanılan bir imge olarak ikonlaşmış bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla modern kentin tipik bir ulaşım aracı olarak karşımıza çıkması nedeniyle sadece sinema endüstrisinde değil aynı zamanda foto-realist sanatında icralarında sıklıkla karşımıza çıkan bir temadır. Foto-gerçekçi resimlerin işlediği Metro ve Subway’lerdeki mekana dair materyallerin ve alaşımların parlak niteliklerini metalik boyalar ile icra etmeleri nedeniyle de foto-gerçekçilerin eserlerine sıklıkla konu olmuştur. Örnek vermek gerekirse metroya iniş yürüyen merdivenlerin, döner aksamları, mazgalları ve parlayan yansıtıcı metalik levhalarını resmeden Richard Estes’in Escalator serisi ve 1969 yılında yaptığı metro trenini iç mekan olarak gösteren çalışmasında yansıyan metalik yüzeyler ve değişik alaşım tonları yetkin bir perfeksiyon tekniği kullanılarak yansıtılmıştır. Özellikle metro ve subwayleri konu olan foto-gerçekçi çalışmalarda uzaklaşan ufuk çizgisi sıklıkla kullanılmak zorunda kalınmıştır. Çünkü mekan olarak olmazsa olmaz bir kullanım zorunluluğu getirdiği şüphesiz gözden kaçmayacaktır. Hem tren bekleme istasyonları hem de metronun içindeki kaybolan merkezi ufuk çizgisi (centered vanishing point) her zaman ki gibi subway’de de tıpkı bulvarlardaki göstergesel işaretler vazgeçilmez estetik nesneler olarak karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Örneğin Up-Town, Mid-Town, Down-Town, M-Metro ve benzeri gösterge levhaları ve reklam panolarını (Bilboard) gösteren foto-gerçekçi resimler, Estes’in çalışmalarında metrodan yansıyan köprü
altından görünen Manhattan silüetleri oldukça yetkin çalışmalardır. Dolayısıyla Metro adlı uygulama çalışması Estes’in çalışmalarının esin gücünü içinde barındırmaktadır.
Diğer Çalışmaların Metinleri

Mavi'ye Övgü
Martıların, gri suların, alçak pencelerin, yüksek duvarların, ışık havuzu yakamozların, kan kokusunun ,yağ ve yosun kokularının, pasların, oltaların, çekiçlerin, çivilerin, gemi direklerinin ,motor seslerinin dilinden, egenin örtü gibi mavi sularına ve bir pamuk gibi beyaz bulutlarına, dingin kıyılarına bir kaçış ve arayışın hikâyesi.

Neden ?
Eserin teması Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin savaşta yaşadıkları şaşkınlık ve endişenin kendilerine neden burası niçin bu insanlarla sorusunu soruyor olmalarıdır.
Eser tamamen Çanakkale Resim Yarışması için üretilmiştir. Savaş için gelen ANZAK askerlerinin Türkleri iyi, dürüst, mert ve cesur yanlarıyla tanımaya başladıktan sonra bu insanlarla savaşmanın ne kadar gereksiz olduğunu düşünüp keşke onlarla savaşmaya değil de arkadaşlık kurmak için gelmiş olmayı istemeleridir.
Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin Gelibolu’ya getirildiklerinde, hiç tanımadığı topraklarda ne Gelibolu nede Türkiye adını dahi duymamış ve hiç bilmediği insanlarla, neden ve hangi amaçla savaştıklarını dahi bilmeden, mücadele veriyor olmanın büyük şaşkınlığını ve endişesini yaşıyor olmaları etkeni bana bir hayli ilham vermiştir.